Psikolojik Savaşa Karşı Teknikler [2]: Orta Vadede Çokluk Vardır

Facebooktwittermail

Bu serinin ilk yazısında psikolojik yıkımın en yıkıcı ancak en seyrek darbelerinden bahsetmiştim. İlk 7 saniye meselesi birdenbire gelen darbeyle başetmede ilk yumruğu savuşturmayı anlatır. İlk gecenin atlatılması da yine büyük bir darbenin artçılarından bahseder. Ancak hayatın çoğu bahsi orta vadede yaşanır. Bu yazıda işte bu orta alan mücadelesine değineceğim.

Geçen gün tek başıma deniz kenarında bir pizzacıya gittim. Otururken deniz sarhoşluğu yüzünden masanın hangi tarafına oturduğuma ilgisizdim. Ancak oturur oturmaz farkettim ki seçtiğim tarafın karşı masasında yüzüne bakmaktan keyif almayı bilmediğim veya açıkçası rahatsız olabileceğim bir adam oturuyor. Hemen arkama dönünce baktım, daha meymenetli bir durum. Mülayim, orta yaşlı, yabancı bir hanım. Hemen kararımı verdim ve yer değiştirdim. İşte orta vadede mücadeleye bir örnek 🙂

Şimdi kısaca oracıkta bir kağıdın üzerine not aldığım orta vade taktiklerimi paylaşayım. Umarım sizin de ekleyeceğiniz şeyler olacaktır:

  1. Oturacağımız yeri iyi seçelim, manzaramız bizi sürekli dip darbesine açık hale getirebilir. Bazen bir bakış bizi bilinç altımızda çözemediğimiz yerlere götürmeye muktedir olabilir. Eğer acil önlem almazsak daha ne olduğunu anlamadan bir hüzün veya öfke çöküverir içimize. Bu tip çökelmeler yaklaşık 2 saatlik bir etkiye sebep olabilir. Bazen 2 saatlik bir etki de kötü bir başlangıç olabilir.
  2. Dinlediğimiz müziklere dikkat edelim. Gün boyu müzik dinlemek nereden geldiğini anlamadığımız bir halet-i ruhiye silsilesi tetikleyerek bizi farketmeden çukurda bırakabilir.
  3. Hep negatif konuşmayalım. Durumları tersine çevirmek için pozitif aksiyon da iyi gelebilir. Mesela sevdiklerimizi arayabiliriz. Arayamazsak şiir yazabiliriz 🙂 Şarkı veya fotoğraf paylaşmak da düşünülebilir benim genelde yaptığım gibi, hatta hikaye de anlatabiliriz. Ancak bu tip paylaşımlarda mümkün olduğunca kınamamaya, ifadelerde net olmaya ve duygularımıza da yer vermeye dikkat etmek lazım. Bir kelimenin eksikliğini veya ayıbını bazen bir sene çekebiliriz. En güzeli yüz yüze görüşmektir çünkü telafi imkanı daha mümkündür.
  4. Zor ortamlarda vücuda çapalanmak bizi anın içerisinde tutacaktır. Vücudun en iyi bildiği anlık olaylardan biri de nefesimizdir. Nefesimizi müdahalesiz takip edersek (burun deliklerinden geçtiğini ve vücudumuza zerk olduğunu mesela) bu farkındalığımız bizi çalkantılara karşı korumaya başlayacaktır. Böyle bir yönteme başladıysak artık dış dünyayla olan polemiğimizi de azaltabiliriz. Çünkü esasında dış diye bir şey yoktur 🙂
  5. Üst maddenin genel halini yazarsak kısaca “anda kalalım” diyebiliriz. Eğer kendimizi andan kaçmış, mesela geçmişe hayıflanır veya gelecekten endişelenir yakalarsak hemen paniğe kapılmayalım. Kınamadan nazikçe tekrar nefesimize dönebiliriz. Zamanla ne kadar kendimizi sevmekte artış yaşayacağımızı göreceğiz ve müteşekkir olacağız. İsa ‘nın dediği gibi “kendimizi bilelim ve sevelim”.
  6. İlgimizi mümkün olduğu kadar kendi içimize, merkezimize yakın tutalım. Bunu başaramıyorsak da mesela hayret ve şükran mekanizmamızı harekete geçirecek yakın dışımızın takibini yapalım. “Güzele bakmak sevaptır” deyimi de bunu anlatır. Etrafımızdaki güzelliklerin farkına varabildikçe anda kalır ve yaşarız. Aksi taktirde israftayız.
  7. Bazen içimize bakarken birden bire biraz önceki bakışın bizi geçmişimizde nereye götürdüğünü farketmek gibi mucizevi bir içgörü yaşarız. İşte bu evrenin o an bize sunduğu bir ödüldür. Bu ödülü alınca hemen geçiştirmeyelim. İster yazarak ister üzerine derin düşüncelere dalarak cevabın güzelliğini ve bizde neyi çözdüğünü idrak edelim. Bir daha aynı durum olup da aynı tepkilere gark oluyorsak mesaj tam manasıyla alınamamış demektir. Sabırlı ve sevgi dolu olarak tekrar alıp şükredebiliriz.

Bu kadarla idare edelim. Orta vadenin hayatın çoğu kısmına karşılık geldiğini unutmayalım. Bu alanda sıkıntısız ve ferah varoluş yaşarsak süreğen mutluluğa ve huzura terfi edebiliriz. Kendimizi zamanın ızdırabından azad ettikçe zamanla diğerlerine de enerji saçmaya başlayabiliriz. Unutmayalım ki herkes kendi kapısının önünü süpürürse dünya tertemiz olacaktır.

 

Facebooktwitter

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *