Psikolojik Savaşa Karşı Teknikler [1]: Yavaşlayalım, Sakin Olalım

Facebooktwittermail

Son yazımda seçimlerimizden bahsetmiş ve her şeyin bize göründüğü gibi olmadığını, zihnin yani doğru ya da yanlış bilginin esiri olduğumuzu anlatmıştım. Ayrıca Osho ‘dan örnek vererek mevcut toplamın üzerine çıkabilmenin ancak ve ancak davranışlarımızın kalitesinde bir artışla gelebileceğini aksi taktirde “Total is the same” yani toplamın değişmeyeceği prensibinin, bir başka deyişle tepki vermenin değil boşlu bırakıp yanıt vermenin sağlıklı olacağını ima etmiştim. Bugün de sabah sabah gelen ilhamın eşliğinde bir tehlikeyi işaret etmek istiyorum.

Yıllardır ülkemizde medyanın sağlıklı çalışmamasından dolayı çok rahat psikolojik harp tekniklerine maruz kaldığımız bir ortamın içerisindeyiz. Son seçimlerle ilgili daha ortada resmi ve tutarlı bir sonuç yokken bize sunulan tabloyu kabul etmiş ve buna tepki göstermeye başlamış durumdayız. Sosyal mecrada dolduruşsal mesajlar ve birbirimize girme ihtimali kol geziyor. Kendimize tepki vermek sarmalına kaptırmadan düşünebilirsek bundan kimin karlı çıkacağını apaçık görebiliriz. Yılardır profesyonel ortamda bire bir spor amaçlı tavla oynayan ve insan sevgisi üzerine bir iş yürütmekte olan birisi olarak bu konuda birkaç tavsiyede bulunacağım. Perspektifi biraz geniş tutacağım, dolayısı ile sadede gelmem birkaç madde sürecektir 🙂

  1. Herkes değerlidir, sevgiye layıktır ve özünde iyidir. Bu bilimsel olarak kabul edilmiş bir şey olsa da kalben hepimizin bilebileceği basit bir gerçektir. Eğer şüphedeyseniz kendimizle ilişkimizi gözden geçirmemizde fayda vardır.
  2. Osho’dan esinlenerek bütünün kalitesini parçaları bilinçsizce aranjman yapıp toplayarak arttıramayacağımızı söylemiştim, yani kısaca “Total is the same”. Bir insan diğerlerine yüklenerek en fazla tepkiye sebep olur ve toplamda kalite değişmez. Toplamda kalitenin değişmesi için öncelikle kendi toplamımıza bakmalıyız ve ne yazık ki kısacık hayatımızda cürmümüz kadar yer yakmaya mecburuz. Bir günde devrim olmaz. Eğer bunu hazmedemiyorsak o zaman zamanla ilişkimizde sorun vardır ve kutsal saydığım mutluluk yolumuzda samimi bir gözden geçirmeyi hakeder.
  3. Toplamı negatif yönde azaltmak da mümkündür. Buna psikolojik harp diyebiliriz. Şu anda bizden beklenen tepki vermemiz ve birbirimize girmemizdir. Ortada bilgi yoktur, sadece manipülatif dokunuşlar vardır. Eğer körleme savaşmayı seçersek bu oyuna alet oluruz. Bunun en basit savunması faydasız bilgilerden ve gereksiz polemiklerden uzak durmaktır. Her dakika sosyal mecrada laf yetiştirme ihtiyacı hissediyorsak yine içimize dönmemiz gerekir. Ayrıca toplamı arttırmaya yöneltmeyi bırakın toplamı azaltacak kaliteyi getirmeye aracı oluruz. Eğer bir konuda yanıt vermemiz gerekiyorsa zaman denilen araçtan faydalanmak ve mola alıp olayı değerlendirmek gerekir. Rahmetli Uğur Mumcu’nun dediği gibi bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.
  4. Çok basit bir insan bilişsel özelliğinden bahsedeyim. Bizim insan olarak savaş ya da kaç denilen sistemimiz çok hızlı çalışır. Sürüngenlerle ortak olan çok kıymetli bir zahin mekanizmamız hemen aktif hale geçer. Ancak 7 saniye gibi bir süreden sonra olayı diğer zihinsel katmanlarımız devralır ve farklı gözle görmeye başlayabiliriz. Bu süre sonunda da hemen bütün bilgiler emrimize amade değildir sadece yumruğu atmamayı başarabiliriz. Bu da iki uzun nefeslik bir süredir. Nefesimizin farkında olmayı başarırsak neleri daha doğmadan yakalayabileceğimizin haddi hesabı yoktur. Aydınlanmanın özü farkındalıktır ve bu yol sonsuz olsa bile girmeye değer.
  5. Bilgi sahibi olduktan sonra bile eskilerden bir tavsiye işe yarayacaktır: Üzerine yatın. Yani üstünden en az bir gece geçmesine müsade edin. Bu süre zarfında bilgiler diğer bilgilerle birleşebilir ve sağlıklı bir aksiyona yönelebiliriz.

Bu kadarlık yetsin. Birbirimizle didişmeyelim, çıkar sahiplerinin bizden istediği sonuçlara ve toplamın azalmasına yardımcı olmayalım. Kendi içimize ne kadar bakabilirsek didişme ihtiyacımız da o kadar azalacaktır. Kendi değerimizi arttırmadan toplama bir şey katamayız. Olsak olsak kötü adamın yardımcısı oluruz. Her hareketimizde ilk maddeyi yani sevmeyş hatırlamak ve duraklamak mümkündür.

 

Facebooktwitter

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *