İyiden Mükemmel Şirkete

Facebooktwittermail

Bir yazılım şirketinde gerçekleştirdiğimiz periyodik sohbet faaliyetlerimizde ilk bahsi geçen kitap Jim Collins ‘in İyiden Mükemmel Şirkete ya da orjinal ismiyle Good to Great olmuştu. Sunumlarda ana hatlarını ele almış ve şirketimizi buna göre tartınca nasıl durduğunu ve nelere önem vermemiz gerektiğini tartışmıştık. Kalıcı olabilmesi ve ortak bir dil içerisinde barınabilmesi için bir de yazılı olarak bu kitabı özetlemek ve ortak paylaşım alanımızda paylaşmak istedim. Benim Good to Great ile tanışmam diğer kitaplarla olduğu gibi şans eseri değil ihtiyaçtan gerçekleşti. Liderlik konuları ile ilgilenmeye ve bazı kitaplar okumaya başlamıştım. Genelde aklımıza ilk gelen karizmatik ve tek adam tarzı liderlik kavramının başarı için ne ölçüde gerekli olduğunu merak ediyordum. Ayrıca Batı tarzında ele alınan kişisel ve kurumsal gelişimin ne ölçüde kalıcı ve doyurucu refah sağlayacağını da merak ediyordum. Acaba Doğu ‘nun nefis (ego) üzerine yaptığı çalışmalar ve kendini aşan hedeflerin getirebileceği tamamlanmışlık hissi Batı ‘nın yoluyla gidilince de bulunabilecek miydi? Bu soruların cevaplarına eli yüzü düzgün araştırmalar neticesinde yazılan kitaplar ile de yaklaşabilir miydi? Jim Collins ‘in kitabını elime alıp yaklaşımının ana hatlarını okuduğumda gözüme ilk çarpan işte böyle bir kavram oldu: Level 5 Leadership. İşte bu tek pırıltı kitabın geri kalanını da bana aldırdı ve hatta benimsetti. Bahsedilen ana hatların bir kısmını özel hayatımda dahi uyguladım ve faydasını gördüm. Bir kısmını organizasyonel problemlerin çözümü olarak önerdim ve zaman içerisinde güzellikleri ortaya çıktı. İşte kitabın ana hatları ve Türkiye gerçeğinde nelere tekabül edebilecekleri:

Kitabın sıçrama yapan şirketleri etkileyen faktörleri, 1965 1995 arasındaki 30 yıllık dönemin ilk yarısında şirket değeri olarak kımıldama göstermeyip sonra yaşadıkları sıçrama ile ikinci on beş yılda diğer şirketlerin gelişiminin en az üç katı başarı gösteren 11 şirkettin incelenmesiyle elde edilmiş. Öncelikle böyle bir çalışmayı Türkiye ‘de yapmanın imkansıza yakın olduğunu düşünüyorum çünkü bizde araştırma yapacak kalitede veri bulmak zor olacaktır. Yine de kültürel değişiklikleri de dikkate alarak ortaya çıkan yedi faktörü inceleyebiliriz.

İlk faktör daha önce bahsi geçen Level 5 Leadership yani 5. Seviye Liderlik. Alçakgönüllülük ile iradenin birleştiği noktada ortaya çıkan bir liderlikten bahsediyor. Yani dışarıdan bakınca gösterişsiz ve mütevazi ancak içinde, kendini aşan birşeyler yapmak için ateş yanan bir lider. Doğuştan olabilir ya da sonradan elde edilebilir ancak böyle bir tavır herkesin emrine amade. Dolayısı ile karizmatik liderliğin uzun vadeli başarı için gerekli olmadığını da iddia ediyor Jim Collins. Türkiye açısından bakarsak bizde gösterişin biraz daha ön planda olduğunu ancak bazı başarılı şirketlerin liderlerinde de 5. Seviye liderlik özelliği olduğunu söyleyebiliriz. Beş sayısı nereden geliyor diye merak ediyorsanız yazının sonunda EK1 ‘deki liderlik gelişim piramidini inceleyebilirsiniz. İlginç bir örnek de bazı iyileştirme sistemlerindeki son seviyenin beş olmasıdır. Sanırım Batı için beş sayısı ondalık sistemin de getirdiği kullanım pratiği ve insan elinin parmakları gibi doğal sebeplerden dolayı anlamlıdır. Yedi sayısı da Doğu için daha anlamlıdır. Herneyse, bu kadar konu dışına taşım yeterli 🙂

İkinci faktör bana en anlamlı görünenlerden biri. First Who…Then What yani İlk Önce Kimlerle Olunacak…Daha Sonra Neler Yapılacak. İlk faktörde olduğu gibi bunda da insan unsuru baştacı edilmiş. Ekip doğru olmadan doğru iş yapılamayacağını çünkü bütün işlerin esasında bir gönül ve rıza meselesi olduğunu ifade ediyor. Yani organizasyonun çıktığı yolda aynı yöne gidecek insanları otobüse alması çok önemli. Ayrıca ekibin gücüne vurgu yapan bu faktör, yalnız ve dahi CEO riskinden de uzaklaşmış oluyorlar. Türkiye ‘de bunu yapabilen şirketler az da olsa var ancak aile şirketi hüviyetinde olup köhneleşenler çoğunlukta.

Üçüncü faktör Confront the Brutal Facts yani Zalim Gerçeklerle Yüzleşmek dediğimiz şey. Bu temel olarak gerçekçiliği ve bilgiden yola çıkan aklı öne sürüyor. Şirketlerde bazen olumsuz gerçekler yokmuş gibi yapılabilir. Özellikle dalkavukluk sistemini uygulayan şirketlerde bazen çok önemli gerçekler göz önünden kaçabilir. İşte Jim Collins burada ölçümlemenin, verilere dayalı gerçekleri sergilemenin ve kararları bunlara göre almanın öneminden bahsediyor. Bu konuda EK2 ‘deki tavla pozisyonunu örnek verebilirim çünkü çoğu zaman kritik kararlar gerçeklerin doğru tespitine bağlı olabilir. Bu durumlarda gerçekleri kendimize yontmadan objektif olarak tartmak ve sonuca aldırmamak (sonuç ile duygusal bağı kesmek) çok önemlidir. Bakalım aşağıdaki durumda doğru cevabı bulmaya götürecek doğru gerçekleri ortaya çıkarabilecek misiniz?

Dördüncü faktör ise kültürel bir kavramdan türemiş The Hedgehog Concept, yani Kirpi Konsepti. Bunu belki biraz rahmetli Arman Kırım ‘ın Mor İnek tabiri ile ifade ettiği fark yaratan özellikler kavramına benzetebiliriz. Jim Collins kirpi gibi pek ünlü olmamış bir hayvanı tilki ile kıyaslıyor. Kirpinin bir tek şeyi çok iyi yaptığını ve bunun da kendini savunmak olduğunu söylüyor. Hepimizin ve özellikle de şirketlerin kendi kirpi konseptlerini bulmaları gerektiğini söylüyor. Bunun için üç ayaklı bir sorgulama yaklaşımı getiriyor: Tutkulu olabileceğimiz bir alan, para kazanabileceğimiz bir alan ve en iyi olabileceğimiz bir alan. İşte bunları kesişimi kirpi konseptimiz oluyor. Sadece tek çeşit yemek sunan meşhur olmuş restoranlar bende bu özelliği çağrıştırıyor nedense.

Beşinci faktör Culture of Disiplin yani Disiplin Kültürü. Burada cezalandırma temasından değil bir iç disiplinden bahsediliyor. Biroluş çalışmalarında Sistem olarak bahsettiğimiz üçüncü önemli unsuru çağrıştırsa da esasında disiplin, sistemli olmaya götürecek iç motivasyonu ve kurumsal ruhu işaret ediyor ve böylece insan unsurunu da içerdiği için daha güçlü hale geliyor. Jim Collins bu faktörden faydalanabilmek üzere Stop Doing listesi (Artık Yapma listesi) yaklaşımını öneriyor. Yani bazı büyük tekrarlanan hatalar (sistemik hatalar) engellenebilirse mutlaka bir kazanç ortaya çıkacaktır. Zaten disiplinli olabilmenin yani başarıyı arttırabilmenin yöntemlerinden biri de hataları ayıklamak olabilir. Kendi şahsi tecrübemden ekleyebileceğim daha olumlu bir bakış açısı da neyi iyi yaptığımıza bakmak ve orada mükemmelliğe odaklanmak olabilir. Bu da ister istemez bazı gereksiz işleri durdurmamıza yardımcı olacak ve daha anlam verici olacaktır.

Jim Collins altıncı faktör olarak Teknoloji ‘yi gösteriyor. Başarılı firmalar bir şekilde teknolojiden doğru faydalanmayı başarmışlar. Türkiye ‘de bu konuda pek bir sıkıntı görmüyorum çünkü bizler teknolojik yeniliklere her zaman açığız. Yedinci ve son faktör ise The “Flywheel” and “Doom Loop”. Bunu küçücük bir farenin çevirdiği büyük bir çark olarak hayal edebiliriz. Bu linkte böyle bir animasyon var. Ana fikir sebat ederek kirpi konseptimiz olarak belirlediğimiz çarkı çevirmeyi sürdürmek ve bunun ilk başlarda oldukça yavaş olacağını ancak zamanla üzerine titreyip doğru efor sarfettikçe hızlanacağını farketmek. Ülkemizde sebat göstermek diğer ülkelerden daha zor olabilir çünkü çalkantı hayatımızın belkemiği. Yine de istatistiğin yalan söylemeyeceği gerçeği ile arge gerektiren işleri veya inovasyonel yaklaşımları birleştirip sepete birden fazla yumurta koyarak başarılı olabiliriz.

Batı ile Doğu ‘nun ortasında, karmaşıklığı kargaşa olarak yaşayan bir ülkede bazı şeyleri anlatmak için Batı ‘dan damıtılmış Jim Collins ‘den aldığım faktörleri sıraladım. Ancak bugüne kadar bana ilham en çok Doğu ‘dan geldi. Bu kitap ve başka benzer düsturları sunan kaynaklardan faydalananlara, konumlarının her zaman farkında olarak dengeli çözümler bulmalarını öneririm. İster özel hayatlarında kullansınlar, ister kariyer olarak tabir edilen daraltılmış kişilik tanımları elde etmekte başvursunlar, bu gibi kitapların her zaman kültürel bir altyapı varsaydıklarını ve başarı tanımını uzun süreli maddi getiri ile ölçtüklerini unutmasınlar. Ancak maddiyat olmadan da olmuyor bu yüzden mümkün olduğunca anlatılan faktörleri anlamaya, sağlamaya ve kültürel olarak artık eksiğini tamamlamaya çalışsınlar.

Sabri Büyüksoy

EK1. Batı tarzı Liderlik mertebeleri 🙂

BatıTarzıLiderlikMertebeleri

  1. seviye liderliğin belki de en önemli özelliği liderin işi yapma heves ve azminin aşkın hale gelmesidir. Yani şahsiyet sahneden çekilmiş ve ortada sadece işin kendisi ve olabilecek en güzel hali kalmıştır.

EK2. Zalim Gerçeklerle Yüzleşilecek Bir Tavla Hamlesi 🙂

ZalimGerçeklerleKarşılaşma-TavladanÖrnekPozisyon

Haydi şimdi zalim gerçeklerle ve seçeneklerle karşılaşalım:

  • Sabit zalim gerçekler: 1 puanlık maç, alan galip gelecek. Sıra Siyah ‘da ve 5-1 oynayacak. Siyah altında 654321 yazılı alana pullarını topluyor. 22, 15 ve 12 ‘de açıkları var. 22 ‘deki açığı 4 kapılı bir blokun arkasında. Beyaz 1, 3, 4 ile doğrudan ve 7, 8, 10 ile de dolaylı olarak (toplam zar ile) Siyah pulları vurabilecek şekilde mevzilenmiş. Siyah 5-1 ‘i oynamadan önce yarışta 101 pip (ağırlıklı hane sayısı) ile 3 pip (hane) geride. Siyah 6 pip değerindeki 5-1 zarını oynayıp hiçbirşey kırmazsa yarışta 95 pip ‘e düşecek yani 3 pip önde olacak.
  • Olasılık dahilindeki gerçek: 2 zarın ürettiği pip ‘lerin ortalaması çiftleri de dikkate alınca 8,167 yani aşağı yukarı 8 ‘dir. Mesela taraflardan biri zar atışından önce 4 pip geride ise zar atışından sonra 4 pip ileri geçecektir. Bu yüzden bu yarış konumunda iki tarafın kazanma eşit ve şansı yaklaşık %50 olacaktır. Bu durumda Siyah atış sonrası 4 pip değil de 3 pip öne geçmiş olacağı için yaklaşık olarak yarış kazanma şansı %48 civarında olacaktır.
  • Sorular: Siyah ‘ın %48 yarış şansı gerçekçi midir? Siyah bütün pullarını emin bir şekilde sırf yarışacak ve hiç kırılmayacak bir pozisyona getirebilir mi? Siyah başka planlar devreye alabilir mi? Beyaz ‘ın planı ne olabilir, Siyah onun planlarını nasıl bozabilir? Siyah için %48 yeterli midir? Daha fazla kazanma ihtimali bulabilir mi?

Bütün bu gerçekleri bilince mi çözüm üretmek daha kolay bilmeden mi? Jim Collins verilere dayalı bir kültür derken gerçekliğin örtülmediği ve çarpıtılmadığı, sonucun duygularla ilişkilendirilmediği bir yaklaşım öneriyor.

Facebooktwitter

Leave a comment

Your email address will not be published.