BirOluş: Seçimlerimiz ve Biz

Facebooktwittermail

2015 yılını kendime danışmanlık yapmak üzere ayırdım. Bu sırada etrafımdaki yakın dostlardan da bir çok fayda gördüm. Öncelikle hepsine teşekkür ediyorum. BirOluş benim adımdan bile önde gelen özüme yaptığım bir yolculuk. Bu yazımda fazla detaya girmeden kısa bir anekdot paylaşacağım. Malum yarın seçim var, bari seçimlerimizle ilgisi olsun 🙂

Mayıs ayında Chicago’dayım, malum turnuva filan. Mühim bir turnuvada yarı final maçı yapacağım. Kendi paramla değil ortaklarımın parası ile oynuyorum ve bu turnuvaya özel olarak da kendime hiç bir pay ayırmamışım. Yarı finali geçersem para kazanacağım, hatta finali de geçersem herkese biraz da temettü dağıtacağım 🙂 Diğer aktivitelerde çok bir şey başaramamış hatta bir yarı finali de kaybedip para kazanma sınırından da dönmüşüm. Sabah olağandan erken uyandım, herhalde biraz yük hissediyorum. Kendimi şımartmaya karar verdim, gidip aşağıda sıradan kahvaltı yapmayacağım, yürüyerek IHOP’a gidip mükellef bir sofra donatacağım. Keyfim had safhada. Benim uyanmamla dünyadaki normal uyanış arasında bazen saatler geçebiliyor. O gün de öyle oldu ve kahvaltıya kadar beklerken hava kapandı ve indirdi. Yürüme planım yattı ve otomatikman kahvaltı da yattı. Kös kös indim standart kahvaltımı yapmaya ancak onda da malzeme eksikliğinden dolayı istediğim şeyleri yiyemedim. Böylece kendi ayağıma sıkıp istediklerimin hiçbirine kavuşamayarak bilin bakalım maçı da ne yaptım. Kaybettim. Aradan bir ay geçti Türkiye’deyim artık. Birden aklıma geldi. Acaba o gün taksi çağırsam olmaz mıydı diye. Olurdu tabi ancak Amerika’da o kadar az taksiye binmiştim ki bu seçeneğimi farkedememiştim. Ayrıca yürümeye ve her şeyin tam istediğim gibi olmasına şartlandığım için de mükemmeliyetçilik damarımın doğal sonucu olarak madem yürüyemedim o zaman kahvaltıya da gidemem donucu çıkarmışım. O gün hayattaki seçimlerimi nasıl da kendi kendime baltaladığımı anladım. Anahtar olaya bir daha bakabilmek ve daha önce farkedemediğim seçenekleri farkedecek mesafe bırakmakla ilgiliydi. Chicago’ya gidişimin anlamını bulmuştum.

Yarın da bir seçim söz konusu. Mükemmeli istemek ve her şeyin birden bitmesini istemek an meselesi. Ancak bu meseleler yılların meselesidir. Çözümleri de yıllar alacaktır. Yarın hasbel kader biz madurlar için iyi bir sonuç çıksa da işimiz çoktur. Yazımın başında BirOluş’tan bahsettim, yine onunla devamedeyim. Kendime yıllardan beri ebeveynlik yapmaktayım. Anamdan babamdan Allah razı olsun, tabi ki ellerinden gelenin en iyisini yaptılar. Ancak zamanla kendime sahip çıkmayı öğrendim. İç değerlerimi farkettim ve onları yücelttim. (Bu maceralarımın bir kısmını da paylaşıma açıyorum, adını BirOluş koydum, yakın tarihte hizmete alacağım) Herneyse reklamı geçelim öze gelelim. Geçenlerde Osho dinliyorum, bir konuşmasında “Total is the same” (Toplam değişmez) deyip duruyor. Meselenin özüne diğer parağrafta bir girizgah ile girelim ve bu yazıyı Allah’ın izniyle tamamlayalım 🙂

Seçimlerimizin çoğu zihinden doğar. Zihin ikiliklerin dünyasıdır. Bir uçtan bir uca savrulmayı yaşatır. Bugün A partisine oy veren yarın kızar B partisine oy verir. Davranış sahibi eğer kendi içine bakıp da seçimlerindeki motivasyonu göremezse hayat boyu bu sarkaç benzeri hareketlere devam eder. Davranışına ancak dışarıdan bakmayı beceren birisi A partisine de B partisine de oy verenin gerçeğini görür. Uyanış ancak bu noktada mümkündür. Problemi yaratan süreç ortadan kalkmadığı sürece ne bekleyebilir ki kişi zihninden. Ancak ve ancak kurban olmak rolü oynayabilir. Gözü dışarıda ve hep suçlayan olmaya mahkumdur. Yaşananların sorumluluğunu hiç bir zaman alamaz. Zihnine dürüstçe bakabilse A partisinin de B partisinin de davranışlarının kendi bazı durumlardaki davranışlarından farklı olmadığını görecektir. Zihni bölünmüştür ancak “Total is the same”. Zihin = A + B. Dışarıdan müdahale yapıp bu toplamın hangi seçimlerde bulunursa bulunsun değişmediğini, kendi zihninin ve toplu zihnimizin geçeğinin A + B olduğunu gözden kaçırır. Hiç bir problem onu ortaya çıkaran sistem ile çözülmez çünkü “Total is the same”. Osho ‘nun örneğini verirsem 5 rakamına ulaşmak için 1 + 4 de yapabilirim 2 + 3 de veya daha bir sürü kombinasyon da cabası.

Zihnin problemi çözemediği bir çok durumda olduğu üzere çözüm ancak içeriden samimi bir bakışla olacaktır. Yani gönül gözüyle. Bu ülkenin bu halinde benim payım nedir sorusunu sormayan herkes gaflet içerisindedir. Dolayısı ile yarın ne sonuç çıkarsa çıksın bakılacak yer dışımızdaki şeyler ve onların nasıl davrandıkları değil içimizdeki sorumlu olmalıdır. Senelerin meselelerini yaratan toplam zihne aklın, bilimin ve gönlümüzün ışığını vurmazsak ve bu ışığı kendi içimize taşıma önceliğini gösteremezsek bu gaflet hiç bitmez. Sadece bir cümle yankılanır: “Total is the same”.

Facebooktwitter

Leave a comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *