Sevgili Atam ❤️, Senden Sonra Neler Neler Yaşadık

Biliyorsundur esasında. Üst alemlerde gizli saklı yoktur zaten. Tüm oyalamalar ve perdelemelere rağmen bu tarafta da her şey yavaş yavaş rayına oturuyor.

Sanma ki müreffeh bir ülke olduk. Yok öyle olmadı. Ancak senden gelen yüksek destek ve ilham tüm dünyaya yayıldı. Biz ülke olarak biraz az nasiplendik. Olsun varsın. Bu senin işini daha da iyi yaptığını gösterir. Biz devrim öncesi karanlıklarına geri çekmeye çalışan güçlere teslim olduk gibi oldu bir nebze. Ancak toparladık merak etme. Dış alemde icraat kapıları kapansa da içimizde cennetler bulduk. Zaten icraat da gençlerin işi. Pırıl pırıl gençlerimiz var maşallah. Sana onlardan bir tanesinden, Karsu’dan bir şarkı paylaşacağım. Oynak bir parça seçtim. Malum bugünü bayram olarak kutluyoruz. Senin kadın vizyonun çok üstündü. Kadını müreffeh kılamasak da, dişil enerjiyi eril ile birleştirip patlamayı yapamasak da aradan pırlantalar çıktı şükür. Ülkemizde çok bilinmese de Karsu bir dünya yıldızı. Gururla dinle ve dans et.

Genel dünya ahvalinden de bahsedeyim. Sen yurtta sulh cihanda sulh demiştin. Buna daha erişemedik. Senin emperyalizme yaptığın başkaldırıyı biz neredeyse tamamen piç ettik. Sen devrimi maddi dünyada yapmak zorundaydın. Bizler bu dünyanın çivisinin çıktığı bir döneme denk geldik. Bunun dıştan bir bakışla yenilgi olduğu düşünülebilir. Senin oradan bunu böyle görmeyeceğini biliyorum. Ne yazık ki seni adınla takip edenler ve salt kör bir sevgi taşıyanlar senin çizdiğin yola en büyük hasarı verdiler. Atam izindeyiz deyip bütün hayattan izin alıp sırf ceplerini doldurur oldular. Bütün devrimlerin kaderi bu mudur bilemem. Ancak bu sayede iç devrim olmadan dış devrimin dayanıklı olamayacağını öğrendik.

Bu farkındalığa uyanışımız daha yaygın olarak yaşanmıyor. Ancak uyananların ne kadar iç sulhe önem verdiğini bilemezsin. Bu uyanışın dünya çapında olduğunu bilsen şaşarsın diyeceğim ancak zaten biliyorsundur. Dünya artık kutupsallığı kaldıramayacak bir yol ayrımına geldi. Çok yakın zamanda içsel devrimin meyveleri daha da olgunlaşacak. O zaman sadece sulh değil neşe de bulaşıcı olacak. İçte neşe dünyada neşe diyeceğiz ve sadece dünya değil tüm evrenin yurdumuz olduğu gerçeğini yaşayacağız. Muhtaç olduğumuz bir dışsal bir güç olmadığını, bu gücün zaten kendimizde olduğunu ve bütün insanların sınırsız potansiyel taşıyan varlıklar olduğunu idrak edeceğiz. Bu vizyona erişmemiz sensiz olamazdı. Sen bize müthiş bir hediye oldun. İzinde olamasak da değişen yollarda kalbimizle varız. İşte bu müjdeyle seni Karsu ile başbaşa bırakıyorum. Her şey için teşekkürler 🙏❤️

Bir Aktaş Hikayesi

Küçük yaştan beri hep sevdim. O’nu dışarıda sanıp dolandım durdum. Meğer öyle bir şey yokmuş. Hepsi bir akşam el sallayıp gittiler. Ertesi sabah annem vazifesini tamamlayıp O’na bıraktı beni. İçteyse hep bir gülümseme ve Aşk. Teşekkürler 🙏❤️

Aksaz askeri bölgede izinsiz dolanış 😃 derken Aktaş’ın anahtarını buldum. Taş açıldı. İçinden zamansız bir türkü çıktı:

Ak taşı kaldırsalar
Yılanı öldürseler
Küçükten yar seveni
Cennete gönderseler

Rahmetli Tanju Okan’ı yad edelim. İstedi sanki. Bilmem yar kimi sever. Sev de kimi neyi seversen sev. Küçükten sevdim cenneti gönderdiler 🙏❤️

Yalancıboğaz’dan bir duvar yazısı: “sen güzel bir düştün, imkansızdın ve ben o imkansıza düştüm” İmkansız var mı acaba bu hepsi düş olanda. Gerçekçi ol imkansızı iste. Sonuca takılma 😃 Sola dön kalbe 🙏❤️

Dinle, Ey Kıymetli Sevgili!

Takip eden Arapça bir şiir olmayıp Kitab-ı Tecelliyat kitabının bir bölümüdür. Fakat Henry Corbin tarafından Creative Imagination in the Sufism of Ibn ‘Arabi kitabında şiir şeklinde çevrildiği için bir meşhurluk haketmiştir.

ALINAN KİTAP
“Alone with the Alone – Creative Imagination in the Sufism of Ibn’Arabi”
“Yalnız Olanla Başbaşa – İbn-i Arabi’nin Tasavvufunda Yaratıcı İmgeleme”

YAZAR
Henry Corbin

MÜZİK
Armand Amar

ÜRETİM
Satash8

ÇEVİRİ
BizOluş

Dinle, Ey kıymetli sevgili!
Ben dünyanın gerçekliğiyim.
çeperin merkezi,
ben parçalar ve bütünüm.
Ben Cennet ve Dünya arasındaki iradeyim,
İdrakı sende sadece şundan ötürü yarattım ki
benim idrakımın nesnesi olasın.
Eğer böylece sen Beni idrak edersen, kendini idrak edeceksin.
Fakat Beni kendinden yola çıkarak idrak edemezsin.
Benim gözlerimle Beni ve kendini göreceksin.
Kendi gözlerinden beni göremezsin.

Ben sana kendimi habire gösterdim ve sen Beni görmedin.
Ben Kendimi habire kokuya dönüştürdüm,
Ve sen Beni koklamadın.
Hoş lezzetlerim, ve sen Beni tatmadın.
Neden Bana dokunduğun nesne ile ulaşamıyorsun?
Veya tatlı parfümlerle Beni soluyamıyorsun?
Neden Beni görmüyorsun?
Neden Beni duymuyorsun?

Çünkü benim zevklerim bütün diğer zevkleri aşar.
Ve sende uyandırdığım keyif bütün diğer keyifleri geride bırakır.
Senin için Ben tüm diğer güzel şeylerden daha yeğ tutulasıyım.
Ben Güzelliğim!
Ben Lütufum!
Sev Beni.
Sırf Beni sev!
Kendinde Beni sev, sadece Beni.
Kendini Bana bağla,
Hiç kimse Benden daha içerde değil.
Diğerleri sadece kendi menfaatleri için seni severler.
Ben seni senin için severim.
Ve sen, sen Benden kaçıyorsun.

Kıymetli sevgili!
Sen Bana hediye veremezsin, çünkü eğer Bana yaklaşırsan,
bu Ben sana yaklaştığım içindir.
Ben sana senden daha yakınım,
Ruhundan da yakınım, nefesinden de yakınım.
Yaratılmışların arasında kim sana Benim gibi davranır?
Ben seni senden kıskanıyorum.
Başka hiç bir şeye ait olmanı istemiyorum, kendine bile.
Benim ol, Benim için ol, çünkü sen Bendesin,
hiç farkında olmasan bile.

Kıymetli sevgili!
Birliğe doğru gidelim.
Ve eğer ayrılığa giden yola denk gelirsek,
ayrılığı yok edelim.
Birlikte el ele gidelim.
Gerçeğin huzuruna girelim.
O bizim hakemimiz olsun,
ve mührünü Birliğimizin üzerine sonsuza kadar vursun.

Çocuk Gibi Olmak 😍

Bugün 23 Nisan Çocuk Bayramı. Çocuğa her gün her an bayram aslında. Zaman çizgisi olmayınca bayramı koyacak “yer” olur mu? Daha başlar başlamaz yazı zıvanadan çıkıyor bilgeliğe taşmak istiyor 🙂 Ne yapalım ben de böyle bir çocuğum.

Git gide dünyanın bana özel tasarlandığını hissediyorum. Bunu bencillik olarak algılayabilirsiniz. Size karışamam. Ancak bir hissiyatım daha var. Size de özel olduğunun farkındayım. “Bir”lik haline oyunsal bir bakış diyelim mi?

Zihne gireyim, hafızadan yazayım biraz. Eskiden sırf zihindeydim. Tam bir delilik hali. Şimdilerde orayı gideni de bunu farkedeni de yaşıyorum. Hatta bazen ikisi birbirine karışıyor. Ahmed Arif’in dediği gibi “birbirine karışır tavuklarımız” 🙂

Yoğun bir hafta geçti. Bir sürü olay oldu. Kah bana kah başkasına. Pratik olarak bakınca “başkası” denilen şeyin aslına bana dersler taşımakla görevli olduğunu yaşıyorum. Hayat ne hissedersem onu yaşatıyor. Zihnim bana köle oldu. Ama ne direndi ne direndi. Hala da direniyor. Bu olmak denilen şey “artık oldu” olamıyor. Her an tetikte olduğum zamanlar çok oldu. Hala da oluyor. Ancak artık oyundan keyif de alabiliyorum. Git gide daha bir çocuk oluyorum. Ne mutlu bana 🙂 Sırf bana mı başkalarına da tabi. Keyif alan keyif de veriyor doğal olarak.

Zihnin anlama sevdası hala bitmiyor. Belki de hiç bitmeyecek. Ancak şefkatle bakan biri var içimde. Buna büyük çocuk diyelim isterseniz. Çocuk gibi ama çok bilinçli. Zihin de Allah’ın bir lütfu diye hatırlatıyor çok kızarsam. Anlamaya bayılıyor bırak o da öyle olsun diyor. Ne yapalım devran böyle. O da anlayacaksa anlayacaktır. Niyeti çok güzel diyor. Habire yaşananları didikliyor. Dersler çıkarıyor. Hoşuma gidiyor yaptıkları. O da sanırım “O” olmak istiyor. Böyle tasarlanmış. Sevgisinden yapıyor belki de. İşte büyük çocuk da bunları söylüyor. Asıl kendisi bayram büyük çocuğun. Ama hadi ona da bayram olsun bugün 🙂

Adet üzere bir şarkı koyayım. Sözün bittiği yerde baharın güzelliğine bir şarkı olsun. Bu ay doğanlara gelsin. Onlar baharın çocukları bendeki Dilara gibi 🙏🏻❤️


Bahar çiçek çiçek gelince güzel sözleri

Bahar çiçek çiçek gelince güzel
Hayat sevilince sevince güzel
Arılar bal petek verince güzel
Hayat sevilince sevince güzel

NAKARAT:
Dostluğun temeli ilk harcı sevgi
Her derdin çaresi, ilacı sevgi
Gönüller sultanı baş tacı sevgi
Hayat sevilince sevince güzel

Sevgi ile gündüz olur geceler
Sevgi ile şiir olur heceler
Mutluluğun yolu sevgiden geçer
Hayat sevilince sevince güzel

Müzik: Zekai TUNCA
Söz: Mehmet ERBULAN

Dişil/Eril Dengeli Bir Yazı Olsun 🙏

Bugün Dünya (Emekçi) Kadınlar günü. Kutlu olsun hepimize. Hepimizi içimizdeki dişil yönü bulmaya ve yaşatmaya davet ediyorum çünkü can çekişiyor. Ben babanın daha dişil annenin daha eril olduğu bir ailede yetiştim. Olabilir yani olmuşsa oluyor. Biraz kafa karışıklığı oldu tabi 🙂 Bakalım ne kadar toparlamışım.

Bugün kendimi sabahtan sokaklara saldım. Uzun bir sohbete denk geldim. Özellikle Türkiye’de ve genelde dünyada dişil olanın ne kadar bastırılmış olduğunu konuştuk. Kadının “adam” yerine konmaması erile doğru abartılı bir arzuya ve faaliyete dönüşüyor. Kimsenin dişile sahip çıkmamasından dolayı dünyamızı ne kadar geriyor ve doğal olmayan yollara saptırıyoruz. Toplumsal bir örnek verirsek özellikle üslup konusunda dişilin sosyal sürtünmeye daha az sebep olduğunu bile unuttuk. Bugün dişilin bize neşe, nükte ve güleryüz kattığını farkettik. Mesela herhangi bir durumda olan olmuşsa olmuştur ve hatta olacakmıştır yani olmaması mümkün değildir. Bizi zora sokan şey aslında “bu olmamalıydı” şeklinde ortaya çıkan eril direnç. Dünyada ne kadar az nezaket kaldı bilmem farkettiniz mi? Nazik olsa da nazenin olamayan bir yerdeyiz çoğu zaman. Nazenin cilveli, dişil demek. Azericesi de nazende. Ne de güzel şarkıdır. Aşağıya Azeri üsluplu bir Türk parçası atayım, yakışır 🙂

Sonra hem kahvaltı niyetine hem de şifa olsun diye kelle paça çorbası götürdüm. Üstüne de kabak tatlısı. Çorbayı içerken ne kadar eril olduğunu düşündüm. Dengelesin diye üstüne tatlı söyledim ve ince belli bardakla bir de çay içtim. Aklıma Allah’ın rahman ve rahim sıfatları geldi. Türkçeye çevrilirken bağışlayan ve esirgeyen diye çevrilmiş. Bağışlamanın suç ile ilgisi yok aslında. O hediye etmek demek. Bütün faaliyetler ki hepsi erildir aslında bir amaç için uğraşmak gibi değil de süreci de sonucu da hediye etmek ile ilgili. Esirgeyen ise koruyan demek. Yani rahim gibi. Dünyanın kendisi de dahil olmak üzere içindeki her şey bir hazne sayesinde olma imkanı buluyor. Buna istersek kısaca boşluk diyelim. İşte bu boşluk olmasaydı neyi nereye yapacaktık. Bu izin veren, esirgeyen dişil boşluk sayesinde olan her şey olacak imkan buluyor.

Allah bir şekilde erili de dişili de vermiş hepimize. Dengelemenin sırrı şu: Eğer bir yönde çok bulunmuşsak ters yöne aşırı hareket etmeye gerek yok. Yani bir kadınsak ve dişili yaşamadığımızı farkedersek tam zamanlı olarak dişile geçme gayreti anlamsız olur. Farkeder farketmez elli elliye yaklaşmak ve taşmamak daha doğal ve sürtünmesiz bir dengeleme sağlıyor. Bir toplumda kadın eğer çok erkekleşmişse erkek kendisine erkeklik farkı olarak çok dar bir alan kaldığı için fiziksel üstünlük farkınu abartmaya yöneliyor. Bu da şiddeti doğuruyor. Erkeğin de içindeki dişili salıvermesi kadına özünü hatırlatacak ve bizi daha sağlıklı bir topluma ulaştıracaktır.

Bütün laflar belki de boştur ancak hepsi deneyimle sabittir. İlgili ilgisiz birkaç fotoğraf koyayım tatlıya bağlayalım 🙂 Akabinde Yusuf Nalkesen’in hicaz eserini bülbül sesli Behbudov’dan çalalım. Zeki Müren de çok güzel okur bu şarkıyı. Sonuna da aynı şarkıya kızımın ukulelesiyle yaptığım girişi eklemesem olmaz. İstanbul’un etkisi herhalde birden hatırlayıverdim şarkıyı. İnşallah büyüyünce şarkıyı tamamlarım 🙂

Youtube’a video yüklemek için beklerken bari şarkının sözlerini de yazayım. Hatta dişil eril babında yorum bile yazayım. Uzun zamandır yazmamışım galiba 🙂 Dökülüyor 🙂

Seninle bir sonbahar mevsimiydi tanıştık,
Sanki birbirimizi yıllarca aramıştık,
Düşmeden el diline mesut günler yaşadık.
Yabancı olduk şimdi yazık birbirimize,
İstersen gel dönelim eski günlerimize.

Bazı gün ben küserdim, darılırdın bazı sen.
Barıştırırdı bizi alnıma konan busen.
Ayrıldık ayrılalı ne haldeyim bir bilsen.
Yabancı olduk şimdi yazık birbirimize,
İstersen gel dönelim eski günlerimize.

Aynı varlığın içinde dişil ile eril yıllarca birbirini arar. Bu arayış uzunca bir süre dışarda gerçekleşir. Biz buna dünyevi aşk adını veririz. Aslında aranan şey içerdeki kavuşmadır. İçerde dişil ve eril sevişmeye başlarsa dışarıdaki arayış biter ❤️


İllüzyon Leke Tutmuyor Sevgili Çağan ❤️

Sevgili Çağan,

Seninle yeni tanıştık Üsküdar’da. Şimdi küçücük bir bebeksin. Önce güleç annenle tanıştım Denizli’ye şarkı söylemeye giden bir koro otobüsünde. Sonra yakışıklı babanla tanıştırdı annen beni İstanbul’da bir restoranda koromuza veda ederken. Sanki hep tanışıyor gibiliğimiz geçmedi hiç, kopmadık inanır mısın. Mesela annenle babanın düğününün ertesi günü maaile kahvaltı yaptık biz Balıkesir’de. Hepsi rüya gibi. Bu gelmeler gitmeler, bir orada bir burada olmalar, aradan yıllar geçmiş gibi olması. Bütün bunlar nasıl da fırıldak gibi dönüyor. Dünya müthiş bir yer, yaşanası bir güzellikte. Doğanın kanunu sen de kapılacaksın.

İsmin ne güzel. İsminle yaşa maşallah 🙏 Bir sinema yönetmeni ve senarist var adaşın. Onun son filmini görmedim daha. Ama hep ağlatır. Mendil götürmeyi unutma. Ancak birkaç gün önce gittiğim film çok güzeldi. Ata Demirer ve Demet Akbağ oynuyor. Ada var, güzel bir kadın var, aşk var, müzik var, dans var. Tam sevilecek film yani. İlk fırsatta mutlaka seyret. İsmi “Hedefim Sensin”. Filmde Hafize karakteri var ya. Çok komik. Aynı benim kardeşim olan Hafize’ye benziyor 😂

Sinema ne dersen anlatayım. Belki senin zamanında kalmaz
😂 İllüzyon içinde illüzyon. Perde hep beyazdır. Üzerine görüntüler düşer. Oynaşır dururlar. Film başlar heyecanla. Film bittiğinde kaptırmışızdır. Ben çok gülerim. Ağlarım da sık sık. Perde bunlardan hiç etkilenmez. Hep beyazdır, hiç değişmez. Sen de bu dünyadan çağlayarak geç. Renklerin lekelerin sana münasip olacak, biliyorum. Keyfini çıkar diyeceğim ama sen zaten biliyorsun. Hep de bileceksin. Şu an içindeki kıpır kıpırlığın hiç değişmeyecek. Ara sıra kaptıracaksın, insanlık hali, güleceksin, ağlayacaksın. Ama hiç leke tutmayacaksın. Perde lafın gelişi, zavallı bir benzetme. Sen kainatın en güzelisin 🙏

Hoşgeldin sevgili Çağan. Hoşgeldin! ❤️

Yeni Müzisyenlerle Demlenelim – Rakı Emojisi de Lazım 💘🥂🍷🍻💔

Yeni Nesil Müziyenler
RUBATO ile Başka Şarkı

0:00 RUBATO
muhteşem!

0:25 Tutamıyorum Zamanı (Kenan Doğulu)
Herkes bir gün Rubato dinleyecek

5:36 EZGİ AKTAN
bebek sesli, kadife gibi

7:25 Unutmamalı (Tarkan)
uykudan önce müthiş gider

13:15 TANKURT MANAS
rapçi çocuk, yakışıklı, dam gibi

15:22 Dostum Dostum (Pir Sultan Abdal) + Keyfim Yok (Tankurt Manas)
Bin cefalar etsen almam üstüme
En az bir yudum içirtir sevene

20:17 TUĞÇE KANDEMİR
öğretmen olma yolundayken patladı gitti 🙂

22:02 Akşam Güneşi (Orhan Gencebay)
Kız epey hasta, yine de iyi bir performans
Orhan Baba için bir yudum almalı

27:14 UFUK BEYDEMİR
SoFar fenomeni sıcak şarap sesli

30:24 Yolumuz Gurbete Düştü (Aşık Beyhani)
“Gölgede kalanın gölgesi olmaz” (nev-i şahsına münhasır olma tavsiyesi)

35:52 EDA BABA
yaşayan babamız, on yıl sonra Yıldız Tilbe ihtiyacımızın %50 sini karşılayacak güneşimiz

38:58 Gözleri Aşka Gülen (Gündoğdu Duran)
Refik abinin şarkısı 🙂 Bursa’da bir meyhane 2017
Bekleme sonbaharı
O kendi gelir 🙂
Al bir yudum daha

43:10 ELİ TÜRKOĞLU
Azerbaycan’dan bir internet fenomeninden nakış gibi dantel gibi bir performans

45:19 Yorgun Yıllarım ??? (Cengiz Kurtoğlu) / (Hakan Altun)
müthiş bir çello girişiyle Özer Arkun döktürüyor
dublenin dibi burada düşer 🙂 ikinci duble şarkının gerisine feda olsun
Rubato çocuğu alnından öptü 🙂

52:41 FERİDE HİLAL AKIN
22 yaşında ay gibi bir kız ama enerjisi kendinden, çok değişik tiyatral bir yorumla şiir daha iyi duyuluyor

55:21 Gülümse (Kemal Burkay)
bir kedim bile yok, hepsi sokakta
yeni kadeh doldurulur, ilk yudum alınır 🙂
Tişört yazısı çok güzel:

Accept life with
what it gives you,
but fight for the
good things.
Live now
Live the future
Live the past
Live forever

1:01:30 EMİR CAN İĞREK
beş altı yaşından beri besteci

1:04:55 İhanetten Geri Kalan (Sezen Aksu)
fırtınalı ruhlarda süt liman öncesi
kadehin dibine yolculuk
sözleri bilsem de anırabilsem parçası 🙂

Dertler Kraliçesi Anam! Okyanus Olsun Adın

Söyleyemedin derdini bir türlü. İçli içli ağladın anam benim. Bütün dertlileri başımıza sardın. Dert babası oldum sayende. Bir daha gel anam! Okyanus olsun adın.

Son günlerinde yoğun bakım mahkumuydun. Kraliçe edan hiç gitmedi. Sana bir şarkı hislerime tercüman. İngilizce seversin nasılsa. Sözler çok derin (*) Allah’a kavuşma sevdası anlatılan. Onurlandım ismin olsun diyor. Diyorum Okyanus olsun adın.

Tekrar buraya gelsen. Bir daha denesen. Bu sefer tam kadın, tam insan olabilsen. Ah benim anam! Keşke hep o ah keşke. Son günlerde güzel sohbetler yaşadık. Bir daha bekliyorum seni güzel anam. Yanak yanağa kalalım. Ayrılmayalım. Okyanus olsun adın.

*

Hallowed Be Thy Name
I’m waiting in my cold cell when the bell begins to chime
Reflecting on my past life and it doesn’t have much time
‘Cause at 5 o’clock, they take me to the Gallows Pole
The sands of time for me are running low, yeah!
When the priest comes to read me the last rites
I take a look through the bars at the last sights
Of a world that has gone very wrong for me
Can it be that there’s some sort of error
Hard to stop the surmounting terror
Is it really the end, not some crazy dream?
Somebody please tell me that I’m dreaming
It’s not easy to stop from screaming
The words escape me when I try to speak
Tears flow, but why am I crying
After all I’m not afraid of dying
Don’t I believe that there never is an end
As the guards march me out to the courtyard
Somebody cries from a cell “God be with you”
If there’s a God then why has he let me go?
As I walk all my life drifts before me
And though the end is near I’m not sorry
Catch my soul, it’s willing to fly away
Mark my words, believe my soul lives on
Don’t worry now that I have gone
I’ve gone beyond to seek the truth
When you know that your time is close at hand
Maybe then you’ll begin to understand
Life down here is just a strange illusion
Yeah, hallowed be thy name
Yeah, hallowed by thy name
Yeah
Songwriters: Stephen Percy Harris
Hallowed Be Thy Name lyrics © Universal Music Publishing Group

Aşk Mahrumlarının “Biz”i

Ömrüm bu benim. Bütün hikayem.

Hikaye olmasın derim de hikayesiz de olmaz. Birbirine yapışan aşk nahrumlarının hikayesinin hikayesi bu. Psikolojik benlikleri oluşmamış iki yaralının vantuz misali tutunması. Birinin hiç memnun edilemez öbürünün de ben seni gözetirim tavrı. Karşılığı hiç gelmeyecek bir aşka tutulmak. Yaraların işaret edilişinden bihaber kul bilinci sınırlarında çürüyen ömürler 🙁

Kim bunlar. Hepimiziz. Bütün Türkiye’miz bundan muzdarip. Bütün şarkılar bunu söylüyor. Alın bu videoya bir de bu gözle bakın. Bütün meşkler bundan çıkıyor. Yüzler her şeyi nasıl da anlatıyor. Rahatça ağlayamayan bir erkek şiir okuyor ve meramını ümitsiz bir şiirle anlatıyor:

“şimdi kendimi seni kaybetmeye hazırlıyorum, kolay olur inan bana. kendimden bile kaçtığım yerlerde arıyorum seni. bu yüzden adımlarım hep ölüme ekleniyor. haritada kendine bi yer bulamıyorsun,çünkü senin sığabileceğin tek yer benim kalbim, çünkü bu ağırlığı benden başka kimse taşıyamaz. kurşun kalemle karaladığım yüzünü görünce kafayı yiyorum,yetim kalıyor aşkım. elveda diyorsun,eyvallah diyorum.. 🍂

Şarkı da aynı şeyi söylüyor. Kavuşulamayan sevgilinin ayaklarının altında kum gibi olma hayali. Boşlukta yaşayan insanların bu dünyadan olmayış hissi.

Neden olur bunlar hep merak ettim. Kaç defa yaşadım da neden sonra aydım. Çok şükür şimdi hepimize bir başka ağlayabiliyorum. Bir tarafı zalim bir tarafı masum yapmadan 🙁

Kul bilincimizle psikoloji diye bir bilim yarattık. Daha küçücük bir çocuk bu. Büyüyecek yürüyecek. Yakın zamanda çok büyük bir gerçek tanı kitaplarına girebildi. Bazen zalim çözümler sunsa da bu insanlık evladı yine de bize hizmet ediyor. Ross Rosenberg üstadın videosuna alt yazı yazdım. Bakın bu çağ anlayışıyla bunlar neden oluyor.

Derya deniz bir konu bu. Açtım bakalım nereye kadar? Rabbim bana nasıl da acıdı gösterdi her şeyi hayret ediyorum. Şifa veren herkese yaralarımı deştikleri için teşekkür ediyorum. Paylaşımlarımı genelde yüz yüze görüşmelerle yapıyorum. Yılların yaraları aylar mertebesinde ortaya çıkıyor. Şifa iyileşme arzusu taşıyıp yapışmadan ilerleyebilenlere çabucak gelebiliyor. Allah razı olsun hepimizden.

 

Bahçenizden Bir Gül 🌹

Bahçenizden Bir Gül

Bahçenizden bir gül alabilsem
Ve onu kalbime dikebilsem
Böylece rayihanızla yaşarım
Hatta ayrı olduğumuzda bile

Bizden Shiva ismi almamızı istediniz
Ve içimize dalmamızı
Ohhh bu Aşk denizinde yüzmek
Kutsanmışız ne kadar da

Bu iç şavkı artık saklayamayız
Ne kadar da aydınlık parlıyor
Bağrımda yanan tek şey
Oraya yerleşmek, ebediyen kalmak

İşte bahçenizden bir gül alabilsem
Ve kalbime dikebilsem
Böylece bir koca bahçe burada yetişebilir
Ve hiç ayrı olmayız

Mooji

 

Into the Deep Blue albümünden alınmıştır. Bu muhteşem şarkıları http://satsangshop.com/music/729-into-the-deep-blue-cd.html adresinden temin edebilirsiniz.